Varlık, kendisi için doğru olduğunu düşündüğü davranış modelini sergilerken; toplumsal normlara ve etik değerlere ters düşen tutumlar da geliştirebilir.
Bu tekrar eden döngüde; idare eden, idare edileni yönlendirmeyi bıraktığında, varlık tarafından yeni ve sert sıfatlandırmalarla karşı karşıya kalır.
İçsel birliğini sağlamış birey, bu sıfatlandırmalar karşısında dimdik durabildiğinde; kurgulanmış düzen bozulur ve bu durum, öfke temelli bir dışavurumu tetikler.
Topluma karşı sorumluluklarını yerine getirmek yerine kendi düzenini koruma kaygısına düşen varlık; çözüm üretmek yerine saldırgan bir tavır sergilemeyi tercih eder.
Bu davranış modeli, ona hiçbir kazanım sağlamadığı gibi; düzen bozucu yapısı nedeniyle kaybetmeye mahkûm bir süreci de beraberinde getirir.
Bireysel düzenin kurulma aşamasında, birliği koruyucu unsurlar gözetilerek gerçekleştirilen eylemler; maddenin pozitif enerjiye dönüşmesine hizmet eder ve varlığın kazanımlarını olumlu yönde değiştirir.
Aksi hâlde, mevcut yapıların bozulması kaçınılmazdır.
Varlık; kendi doğrularını yaşarken birlik bilincine zarar vermeyen bir tutum geliştirdiğinde, etik eşikte kalmayı başarır.
Ve ancak bu noktada, yolculuğuna katkı sunan bir bilinç hâline dönüşür.
Ayşe Aygün U-M-2026-M31
