Sanılanın ötesinde eksikliğimizi değil, eksiksizliğimizi mi görmeliyiz?
Sanılanın ötesinde eksikliğimizi değil, eksiksizliğimizi mi görmeliyiz?
“Başrolünde olduğumuzu düşündüğümüz oyunda aslında biz oynamıyor muyuz?”
Parçalanma ve yeniden yapılanma sürecinde bizi yönlendiren çağrışımların ana kaynağı yine öze yüklenen psikolojik ve sosyolojik ...
İnsanoğlu teolojik ve metafizik çocuksu aklın önüne geçerek mutlak kavramların ve fenomenlerin nedenini araştırmak yerine onları inceleyip ...
“Bilgiye ulaşabilmenin ölçütünü belirleyen yapı, bilgiye ulaşmak isteyenin bilincinden geçmez mi?”
“Bilginin özüne ulaşma yetisi Tanrı’nın bize sunduğu ölçüde mi gerçekleşir?”
“Bilinenin ötesindeki bilinmezlik varlığa sunulduğunda toplumlar bunun ne kadarını kavrayabilir ve kabullenebilir?”
“Bilgi yalnızca bir görüş olarak mı kalmalıdır?”
“Varlık Tüm sorulara kendi bilinç durumuna göre cevap verip kendi yaratılışına uygun olanı seçecek olursa, asıl bilgiye ulaşmak ...
“Tümelden tümevarıma ulaşmak için us’un bilgiyi kullanmaya hazır olması gerekmez mi?”
“Belki de insanın asıl sorgulaması gereken şey, rolünü oynayıp oynamadığı değil; rolünü hatırlayıp hatırlamadığıdır”
“Eğer özgür irade yoksa neden varız ve bu oyundayız?”
Elementer yapının işlevini harekete geçiren fikirler algılanıp uygulamaya geçirildiğinde, zihinden gelen veriler durdurulabilir mi?
“Tanrısal düzen, hareket eden ile hareketi başlatan arasındaki ilişkiyi mi kurar?”
“Tanrı ilahi kalıcılığın kökenine ulaşma yolculuğunda döngünün kurucusu değil midir?”
Tanrı’nın mutlak şeylerin doğasının bilinmezliğini bize kademeli olarak sunması, bilincin gelişimiyle orantılı bir ilerleyiş ...
Aklın biçiminden ayrılarak yürütülmesi, sunulan maddenin parçalanarak benzerliklerinden ayrılmasını ve biçimin yeniden yapılanmasını ...
Ölçüsüzlük bazen ölçünün ortaya çıkmasına neden olur mu?
Karşıtlıklar, dönüşümün zorunlu bir parçası olabilir mi?
Tanrısal düzen, hareket eden ile hareketi başlatan arasındaki ilişkiyi mi kurar?
Varlık, değerlerini kendi tepkileri aracılığıyla mı inşa eder?
Hareketsiz görünen bir öz, hareketi başlatan ilke olabilir mi?
Gelişim, enerjisini aldığı kanala sadık kalabildiği sürece mi mümkündür?
Egonun kaybetme korkusu, dönüşümü durdurur mu yoksa yalnızca erteler mi?