Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlüğü’nde ana fikir, “Bir yazının temeli olan asıl düşünce” olarak tanımlanmaktadır. Ana düşünce ya da yaygın adıyla ana fikir, yazarın metinde ulaşmak istediği amacın en kısa ifadesidir. Ana fikri, bir metinde anlatılanların yargı oluşturabilecek biçimde somut olarak dile getirilmesi şeklinde de tanımlayabiliriz.
Harris ve Hodges’e (1981) göre merkezdeki düşünce, yani ana fikir; bir cümle ya da pasajın anlamı veya özü anlamına gelir. Ana fikir, okuyucuya yazarın konuyu açıklamak için sunduğu en önemli ifadeyi gösterir. Metinde bu ifadenin gönderim yaptığı temel düşünceyi tanımlar. Ana fikir çoğu zaman açıkça ifade edilmekten çok ima edilir. İma edilen bir ana fikir, paragrafın konuları arasındaki baskın ilişkiden çıkarılabilmektedir.
Araştırmacılar ana fikri anlamanın önemini özellikle vurgulamakta ve okuduğunu anlama becerileri listelerinde ona daima üst sıralarda yer vermektedir. Son dönem okuma alanındaki çalışmaların da büyük ölçüde okuduğunu anlamanın önemi üzerinde yoğunlaştığı görülmektedir. Ana fikir bulma becerisi ise okuduğunu anlamanın merkezinde yer almaktadır. Nitekim Axelrod ana fikri, “okuduğunu anlama tekerleğinin merkezi” olarak tanımlamaktadır.
Aulls’a göre bir metnin ana fikri, yazarın konuyu açıklamak için sunduğu en önemli ifade olmalıdır. Bu ifade, cümlelerin çoğunluğunun gönderimde bulunduğu asıl fikri nitelendirir ve genellikle tek bir cümle ile sunulur. Bununla birlikte bazen tutarlı iki cümleden de oluşabilir. Ana fikir, konuyu açıklayan bir kelime ya da kelime grubundan daha fazla bilgi sunar. Tek bir cümle olarak paragrafın herhangi bir yerinde bulunabilir ve açık olarak ifade edilmekten çok ima edilebilir.
Yapılan araştırmalara göre, eğer metinde ana fikir bir cümle olarak açıkça belirtilmişse, genellikle metnin ilk cümlesinde yer almaktadır. Eğer ilk cümlede verilmemişse çoğunlukla ikinci cümlede, daha nadir olarak ise metnin başka bir yerinde karşımıza çıkmaktadır. İma edilen ana fikir ise, bir metnin konusunun farklı yönleriyle anlatıldığı paragraflar arasındaki en belirgin ilişkinin ortaya çıkarılmasıyla belirlenebilir.
Metin içerisinde ana fikrin sabit bir bölgesi yoktur. Metnin karmaşıklığına ve ele alınan ayrıntıların çokluğuna göre ana fikir farklı yerlerde bulunabilir. Buradan ana fikrin her zaman metin içinde açıkça ifade edildiği sonucu çıkarılmamalıdır. Ana fikir bazen açıkça, bazen ima edilmiş şekilde verilir; bazen de ne açıkça ne de ima edilmiş şekilde sunulur. Bu durumda okuyucu, metinden çıkardığı ipuçlarıyla alternatif ana fikirler oluşturabilir (Pilten, 2007, ss. 12–13).
Ana fikir kavramıyla en fazla karıştırılan ve öğrencilerin bulmakta zorlandıkları bir başka kavram ise “konu”dur. Duffelmeyer ve Duffelmeyer, ana fikir ve konu kavramlarının öğrenciler tarafından sıklıkla karıştırıldığını belirtmektedir. Araştırmacılara göre bu kavramlar birbirinin yerine kullanılamaz. Bu karışıklığın temel nedeni, hem konu hem de ana fikrin paragraf ya da metinlerin merkezinde yer almasıdır.
Konu ile ana fikir arasındaki fark şudur: Konu, paragrafın ya da metnin basit olarak neden söz ettiğini belirtir. Ana fikir ise, yazarın metinde konuya ilişkin vermek istediği en genel noktadır. Örneğin konu “köpek” ya da “büyükannem” gibi tek kelime veya kısa bir ifade olabilir. Oysa ana fikir tam bir cümledir. Örneğin; “Değişik türlerde köpekler vardır.” ya da “Büyükannem hayatım boyunca bana yardımcı olmuştur.” gibi.
Paragrafta konu, yazarın üzerinde durduğu düşünce, olay ya da durumdur. Ana fikir ise, yazarın ele aldığı konuyu hangi yönde açıklayacağını belirlemesidir. Bir başka deyişle ana fikir, yazarın konuya bakış açısıdır. Konu üzerinde asıl söylenmek istenenin bir cümleyle belirtilmesi, ana fikir cümlesini oluşturur. Sözgelimi konu olarak “tiyatro” ele alınmış olsun. Bununla ilgili “sanat kolu oluşu”, “eğlence ve eğitim aracı oluşu” gibi düşünceler içinden, “Tiyatro bir sanat koludur.” cümlesi ana düşünce cümlesi olabilir. Bir başka yazar ise aynı konu için “Görsel ve işitsel özellikleriyle tiyatro en etkili eğitim aracıdır.” cümlesini ana düşünce olarak belirleyebilir (Pilten, 2007, s. 14).
Aulls, anlama becerileri arasında en temelde yer alan ana fikri tanıma becerisinin; öğrencinin okuduğunu anlama için taslak oluşturma, altını çizme, not alma, gözden geçirme, tarama, özet çıkarma ve soru sorma stratejilerini etkili biçimde uygulayabilmesinde önemli bir rol oynadığını belirtmektedir. Bu stratejilerin tümü, yazarın verdiği bilgiler arasında en önemli fikri belirlemeye dayanır.
Bu stratejilerin kullanılabilmesi için okuyucuların konuyu, açık olarak verilen ana fikri ve ima edilen ana fikri belirleyebiliyor ve ifade edebiliyor olmaları gerekir. Okuyucu, okuma sırasında aşırı bilgi yüklenmesini ve anlam kaybını önlemek için önemli fikirleri yorumlamalıdır. Bunun için öncelikle ilişkisiz bilgileri ilişkili olanlardan ayırt etmesi gerekir. Ayrıca metindeki bilgileri birbiriyle ilişkilendirmeli ve önem düzeylerine göre düzenleyebilmelidir. Bu görev, anlamsal olarak ilişkili konular arasındaki alt ve üst düzey ilişkileri fark etme yeteneğini gerektirir.
Pressley ve Afflerbach, ana fikir oluşturmayı; okuyucunun aktif olarak araştırdığı, metne yansıma yaptığı ve metne cevap verdiği yapılandırmacı bir okuma süreci olarak tanımlamaktadır. Afflerbach ise metinden ana fikir oluşturma, onu önemsiz ayrıntılardan ayırma ve özetleme gibi karmaşık anlama faaliyetlerini; okuyucuların düşüncelerini sürekli izlemelerini ve düzenlemelerini gerektiren tekrarlanan süreçler olarak nitelendirmektedir.
Ana fikir oluşturma, metnin özelliklerini anlama ile geliştirilebilen stratejik bir süreçtir. Metnin içeriğinde verilen bilgiler, öğrencilerin metni anlamalarına ve ana fikri bulmalarına aracılık etmektedir. Hennings’e göre bir metinden ana fikri çıkarmak basit bir görev değildir; okuyucudan, metinde verilenlerle daha önce bildikleri arasında bağlantı kurması, anlamlı ayrıntılar arasında ilişki geliştirmesi, açıkça belirtilenlerin ötesine geçerek sonuç çıkarması ve ulaştığı ana noktaları kabul ya da reddetmesi beklenmektedir.
Bu geniş anlamıyla ana fikir bulma, okumanın kendisidir. Okuyucuların anlamlı fikirler ortaya koymasına yardımcı olmak, okuma öğretiminin temel bakış açısı olmalıdır. Ana fikir bulma becerilerinin öğretiminde genel hedef; bireyin, bir metinde ima edilenlerin önem düzeylerini belirleyebilmesi için gerekli bilgi ve stratejileri kazanmasını sağlamak ve bunun sonucunda daha ileri akademik hedeflere ulaşmasına katkıda bulunmaktır (Pilten, 2007, s. 15).
Yardımcı Fikir
Yardımcı düşünceler, yazıda ele alınan konuyu genişletmek ya da açımlamak, belirli noktaları belirginleştirmek ve konunun çevresini çizmek için kullanılır. Yardımcı fikir, ana fikir binasını oluşturan tuğlaların kendisidir. Yardımcı fikirler yazının tamamını toparlamaya yetmez; çoğu zaman yalnızca bir paragrafı kapsar. Ana fikir ise paragraflardaki fikirlerin tümünü kapsar.
Bir evin yapısı nasıl çatısını desteklerse, paragraftaki ayrıntılar da ana fikri destekler. Belirli bir uzunluktaki yazıyı temsil eden ana fikir, yardımcı fikirlerin ürünüdür. Yardımcı fikirlerin her biri, ana fikri oluşturan birer ögedir. Yardımcı fikirler, ana fikrin bir yönünü ifade eder. Ana fikri destekleyen, tamamlayan, açıklayan ve konuyu geliştiren düşüncelerdir.
Ana fikir çoğu zaman yardımcı fikirlerin desteğiyle netleşir. Yardımcı fikirler, ana fikre ulaşmak için kullanılan ve ana fikir kadar baskın olmayan düşüncelerdir. Bir başka deyişle, ana fikir bu yardımcı fikirlerin bileşkesidir. Yardımcı fikirler bir metin içinde doğrudan ifade edilebileceği gibi; örnekler, karşılaştırmalar ve sebep-sonuç ilişkileri yoluyla da verilebilir (Kırnık, 2017, ss. 65–67).
AYŞE AYGÜN /2022
KAYNAKÇA
Pilten, G. (2007). Ana fikir bulma stratejisi öğretiminin ana fikir bulma ve okuduğunu anlamaya etkisi (Yayımlanmamış doktora tezi). Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü.
Kırnık, D. (2017). Örgütlenme stratejilerinin ana fikir ve yardımcı fikir bulmaya etkisi (Yayımlanmamış doktora tezi). İnönü Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü.
