Araştırmaların en önemli ve en temel kısımlarından biri, kuşkusuz problemi belirlemektir. Problem; teoride ya da uygulamada yer alan ve çalışılmaya ihtiyaç duyulan konu olarak tanımlanabilir. Araştırmacılar için problem durumunu oluşturmada onları yönlendirecek kesin kurallar bütünü bulunmasa da, problemin tanımlanabileceği üç önemli kaynak vardır. Bunlar; deneyim, kuramlar ve ilgili alan yazındır.
Araştırma problemini oluşturmadan önce günlük hayatta karşılaşılan durumlar gözlemlenebilir, geçmiş araştırmalar ve kuramlar incelenebilir ve araştırılmak istenen durum hakkında fikir edinilebilir. Sonrasında ise araştırma problemi belirlenir. Karasar’ın aktardığına göre belirlenen araştırma problemi en az dört ölçütü karşılayabilmelidir:
-
Çözülebilirlik: Problem, araştırma ile çözülebilir nitelikte olmalıdır.
-
Önemlilik: Araştırılacak problem, ilgili alan ve toplum açısından önemli olmalıdır.
-
Yenilik: Önceden ele alınmamış ya da farklı bir bakışla ele alınabilecek bir problem olmalıdır.
-
Etik uygunluk: Araştırma, yerleşik etik kurallara uygun biçimde yürütülebilmelidir.
Problemin tanımlanması üç aşamada gerçekleştirilebilir. İlk aşamada genel problem alanı bir bütün olarak ele alınır, dilimlenir ve her bir dilimin genel hatları ile birbirleriyle olan ilişkileri incelenir. İkinci aşamada, araştırılmak istenen problem dilimi bu genel alan içinden seçilerek tanıtılır. Yani okuyucunun ilgisi, sınırlandırılmış problem alanına yönlendirilir. Üçüncü aşamada ise sınırlandırılmış problem alanı ayrıntılı biçimde açıklanır. Diğer bir deyişle problem durumu belirli bir kapsam içinde sunulmalıdır. Bu kapsam da kavramsal çerçeve içinde yer alacak biçimde yapılandırılmalıdır.
Bir metafor olarak, tezin yazılması süreci yazarın kuyuya varil indirmesine benzetilebilir. Tez yazmaya yeni başlayan bir yazar, kuyunun derinliklerine varili birden bırakırsa, okuyucu burada zaman zaman boğulur ya da aşina olmadığı malzeme ile karşılaştığı için anlam kuramaz. Deneyimli yazarlar ise varili yavaş yavaş indirerek okuyucunun derinliğe alışmasını sağlar. Kuyunun sonunda ise çalışmayı özetleyen bir problem cümlesi ile karşılaşılır.
Araştırma problemi belirlendikten ve tanımlandıktan sonra bir problem cümlesi ile ifade edilmelidir. Sönmez ve Alacapınar’a (2011) göre problem cümlesi:
-
soru şeklinde olmalıdır,
-
bağımsız ve bağımlı değişkeni içermelidir,
-
evren ya da örneklemi belirtmelidir,
-
kullanılacak yöntemi ima etmelidir,
-
araştırmada kullanılacak ölçme araçlarını ima etmelidir,
-
verilerin analizinde kullanılacak istatistik tekniklerini ima etmelidir.
Araştırma desenleri bağlamında ele alındığında problem cümlesi; nicel araştırma yaklaşımında neden-sonuç, anlamlı ilişki ya da fark gibi ifadeler içerirken; nitel araştırma yaklaşımında problemi tanımaya, betimlemeye ve olguları saptamaya yönelik ifadeler içermelidir.
Pek çok araştırmacı, araştırma sorusu ile problem cümlesini birbiriyle karıştırmaktadır. Oysa problem cümlesi, araştırma sorularının genelleştirilmiş hâlidir ve onların tümünü kapsar. Eğer problem cümlesine net bir biçimde cevap aranıyorsa, araştırma sorularının da araştırılabilir nitelikte olması gerekir. Başka bir deyişle araştırma soruları; akla yatkın, açık, anlaşılır, sınanabilir, etik ve özgün olmalıdır. Ayrıca ifadeler olasılık ya da emir kipiyle kurulmamamalıdır (Horzum vd., 2016, ss. 493–495).
AYŞE AYGÜN/2022
KAYNAKÇA
Horzum, T., Şahin, F., Gök, E., Yurttaş Kumlu, G. D., Şahin, D., Yanış Tüzün, Ü. N. & Hacıoğlu, Y. (2016). Sosyal bilimler alanlarında hazırlanan tezler için raporlaştırma önerileri: Bir tez nasıl yazılmalıdır? KTÜ Eğitim Bilimleri Enstitüsü Dergisi, 36(3), 489–521.
