UYANIŞ 54
Varlığın İhlal Eşiği ve Merkezden Sapma Bilinci
Varlık, kendi sahasında gerçekleşen ihlalleri, bilincine rağmen sessizlikle karşılamayı sürdürdüğünde, bu durumu dışsal bir eylem olmaktan çıkarıp kendi merkezine dâhil eder ve refleks üretmeyen bilincin eylemsizlik ve donukluk hâli üzerinden kırılma eşiğine sürüklenir. Değerlerin hiçe sayıldığı bu süreçte varlık, merkezlenmiş düzenini bozabilecek gücün bizzat kendi bilincinde bulunduğunu idrak etmekle yükümlüdür; zira kendi gökyüzünde salınan yıldızın yere düşüşünü izlemek, bu bozulmanın geri dönüşsüz son safhasını temsil eder. Kadın, çocuk, hayvan ve vatan gibi korunması elzem kutsal alanlara yönelen ihlâle tanıklıkla yetinmek, varlık için bir seçenek değildir; bu durum, varlığı tanıklığın pasifliğinden çıkararak müdahaleye, korumaya ve bu süreci mümkün kılan toplumsal, siyasal ve kültürel yapıya karşı etik, ontolojik ve bilinç temelli bir tepki üretmeye zorlayan bir sorumluluk doğurur. Toplumun yapısı, doruğa çıkarılacak olanın ne olduğunu belirler; bu doruk, bireysel çıkarların, güç istencinin ya da tahakküm arzusunun değil, merkez bilincini koruyabilen varlığın etik duruşunun yükseltilmesiyle anlam kazanır. Bu yükseliş, aşağı doğru hızla kayma istencinin terk edilmesiyle mümkün olur ve bu terk edişle birlikte varlık yeniden merkezlenir; yükseltilen zafer bayrağı artık bir kesimin ya da anlık üstünlüğün değil, zamansız ve kalıcı bir bilinç hâlinin simgesine dönüşür.
22.01.2026/10.53 Ayşe Aygün

