Hayatın anlam arayışları içinde kaybolan ruhlarımız, iyileşmek için bir başkasının onu kurtarmasını bekliyor.
Bilinmezliğin derinliklerinde kaybolurken; zehrin de panzehrin de kendi içinde olduğunu çözümleyemiyor.
Kendi kurduğu ütopyanın kristalleşmiş yalnızlığında, sıkı sıkıya sarılıyor yokluk vurgularına…
Pazar yerine dönmüş kalpler, aradığını bulmak için çırpındıkça dağıtıyor kendini.
Çırpmaktan korktuğu kanatları sırtına yapışıyor.
Özgür olmanın özgeliğinden kaçış, kaosa dönüşüyor.
Akıl almaz bu çırpınış, ruhunu karanlığın en derin çukurlarına sürüklüyor…
Sorgulamadan yaşanılan bu hayat; soğuğu ve sıcağı aynı anda sunarken, yanmaktan çok donmayı tercih ediyor insanoğlu…
Donuk, ruhsuz, soğuk, tepki veremeyen bu dualitenin içinde, sonsuz illüzyonların gözünün önünden geçişini izliyor.
Oysa gerçeği görmek için sonsuz olasılıklar sunan bu evren, okyanusların en derinliklerine inmeni ve gerçek hazineye ulaşman için zorluyor seni.
Anahtarı sende olan hazineye ulaşmak, kalbinde yapacağın yolculuğun elzem bilgeliğine ulaştığında senin olacak…
Korkma boğulmaktan…
Dal o derin suların sonsuzluğuna…
Yüzeyde çırpınıp nefessiz kalmaktansa, sana nefesin kadar yakın olan o kutsal ışığın sunduğu özgürlüğü kucakla…
Ayşe Aygün U-M-2026-M13
