Varlık; yaratılış sahnesinde kendisine yüklenen yaşamsal yapının özüne ulaşma yolculuğunda, bilinç kodlarının anahtarını bulamadığında; bu anahtarı bulan ve evrensel akışta ilerleyen bireylerin tökezlemesini isteyen bir haz duygusu geliştirebilir.
Kontrolsüz yönetilen bu haz; egoyu besler ve geçici bir rahatlama sağlasa da, varlığın kendi ayağına bağladığı kalın zincirlerin bir halkasıdır.
Bilinçaltının, başkalarının tökezlemesi üzerine kurduğu oyunda; kişi hem mağlup olur hem de karşısındaki oyuncuların daha güçlü liderler hâline gelmesine zemin hazırlar.
Bu yapısal bozukluk, varlığa hiçbir şey katmaz.
Aksine, su almış bir gemi gibi onu geriye çekerek batmaya mahkûm eder.
Zihin bu haz duygusunu besleyen yapıyı değiştirmedikçe; değişen ve ilerleyenlerin yükselişini izlemek zorunda kalır.
Varlık, yaralı bir kurt gibi egoyu beslemekten vazgeçtiği anda; izleyen değil, yükselişe eşlik eden olur.
Maddenin öze bağlı olduğu bu töz; bedenin yetersizliği nedeniyle geçmişi unutarak doğar. Ancak kesintisiz bir inisiyasyon süreciyle, özünde saklı olan elması bulur ve parlatır.
Kendi gerçeğine uyandığında ise; egodan haz almak yerine zincirlerini kırar ve özgürlüğüne kavuşur.
Ayşe Aygün U-M-2026-M28
