İçimdeki kadını seviyorum.
İstediği gibi düşünebildiği, istediğini çekinmeden, istediği zaman söyleyebildiği için;
hiç kimseyi ve hiçbir şeyi umursamadan, kendi içine, ruhuna iyi gelecek kaynaklardan beslenmeyi ve üretmeyi bildiği için seviyorum kadınımı...
Korkmuyorum sevmekten, düşünmekten, istemekten ve paylaşmaktan.
Seviyorum kadınımı; hesapsız, çıkarsızca,
kendi düşünceleri doğrultusunda kimseyi incitmeden ilerlediği için...
Sevgi ve samimiyetle...
Kimseye kin duyacak kadar önemli bir yere koymamayı öğrendiği gibi;
ihanet, ikiyüzlülük ve menfaat doğrultusunda hareket eden insanları dahi affetmeyi kalbine öğrettiği için seviyorum kadınımı.
Korkmuyorum yeryüzünden, gökyüzünden, evrenden, gelişimden, değişimden, yenilikten, kendimden ve bedenimden.
Seviyorum kadınımı;
bedensel bir dürtünün iziyle hareket etmek yerine “ruhsal dokunuşlara” önem verdiği gibi,
değerlerin de “bedenin parçalarından” oluşmadığı bilincine vardığı için seviyorum kadınımı...
Onu tanıyorum ve ne istediğini biliyorum.
Besliyorum, büyütüyorum ve yeniliyorum.
Evrenin sadece gösterilenlerden, öğretilenlerden, görülenlerden ibaret olmadığını bilerek yaşıyor
ve her gün yeni bir şey keşfetmeyi öğretiyorum kendime.
Durduğumda öleceğimi biliyorum;
durmuyorum ve hızla yol alıyorum.
