Yeniay, Dolunay, döngüler derken; dolduramadığımız boşlukların çukuruna düşüyor, gölge yanlarımızı varlığımızın kadersel kişiliği sanıyoruz.
Varoluş amacımızı sorgulamadan ve sunulanın ötesine geçmeyi deneyimlemeden yaş alıyoruz.
Durmuyoruz…
Hep koşuyoruz…
Ama bu koşuşun, kendinden kaçışın vücut bulmuş hâli olduğunu kavrayamıyoruz.
İçimizde, en derinlerde her zaman eksik ve yarım hissettiren o duygunun anlamını sorgulama sorumluluğunu üzerimize almak istemiyoruz.
Sorumluluk; içimizde bizi kemiren kurdun kozasından çıkıp kelebeğe dönüşmesidir…
Ve biz bu dönüşümün acısından kaçarken, aslında “asıl” olmayan kendimizin bizi daha çok incittiğinin farkında değiliz.
Zorunlu ya da seçilmiş tüm ilişkilerin yüklediği sorumlulukların arkasına sığınıyor; kendi hayatımızın şartlarını ancak bizim olgunlaştırabileceğimiz gerçeğini görmek istemiyoruz.
Hiç katkıda bulunmadığımız bu evrensel döngünün bizi beslemesini bekleyerek, bencil bir duruş sergiliyoruz…
Ayşe Aygün U-M-2026-M21
