Kendi iç dünyası ile yüzleşme cesaretini bulamayan bireyler, öfkelerini toplumsal olaylar aracılığıyla dışa vurma eğiliminde olurlar.
Kin, öfke ve nefret söylemlerinin aktif edilmesi için bilinçli şekilde oluşturulan gündemler, kalbe pompalanan duygu durumlarıyla çığ gibi büyüyen negatif bir etki yaratır.
Bir yandan ölüm saçan bireylere “ateşte yansın” derken, diğer yandan ateşe düşen yüreklere “canımız yanıyor” demek; bu çelişkinin sıradanlaştırılması, ruhsal dengemizi bozmak için yapılanmış yapıların bir sonucudur.
Hepimiz unutuyoruz, yine unutacağız…
Geriye ise öfke ile aktive edilmiş anlarımız kalacaktır.
Çözüm; öfke ile yazılmış söylemler değil, sükûnetle yapılan eylemler olmalıdır.
İlk önce kendi benlik bütünlüğümüzü sağlayarak, daha önce hiç denemediğimiz bir yolu deneyip; bütünün gelişimine bireysel olarak katkı sağlayacak eylemler için harekete geçmek gerekir.
AYŞE AYGÜN F-BU-D-2024-UM12-D12
