Paradigma, belli bir zaman dilimi içinde bir grubun ya da topluluğun düşünme biçimini ve davranışlarını belirleyen bir dünya görüşü, bilgi dayanağı, izlenceler bütünü, perspektif ya da model olarak tanımlanabilir. Paradigma kavramı, bilimdeki değişim, dönüşüm ve yeni oluşumları daha iyi anlayabilmek için kullanılmaktadır. Bu anlamda Kuhn, paradigmayı belirli bir alanda çalışan bilim insanlarının paylaştığı ortak değerler ve anlayışlar dizisi olarak tanımlar.
Kuhn’a göre paradigma iki ayrı anlam taşır. Birincisi; paradigma, belli bir topluluğun üyeleri tarafından paylaşılan inançların, değerlerin ve tekniklerin bütünüdür. Bu anlamda paradigma, bilim insanlarının bir kuramı ya da kuramlar dizisini paylaşmasıdır. İkinci anlamda ise, bu bütünün içinde tek bir unsur öne çıkar: Model ya da örnek olarak kullanılan ve gerektiğinde bütün diğer bulmacaların çözümleme temeli olarak işlev gören somut çözümler. Kuhn’un tanımlarından anlaşılacağı gibi, bir anlamıyla paradigma belirli bir kuramın paylaşılması ve geçerliliğinin kabul edilmesidir; diğer anlamıyla ise bu kuramın içindeki sorunlara çözüm üretmeye yarayan örneklerdir (Aykut, 2018, ss. 185–186).
Paradigma sözcüğünün Yunanca kökenli olduğu; model, kuram, algı, varsayım ve referans anlamlarına geldiği bilinmektedir. Paradigmanın ideolojik bir dayanağı vardır; ancak modele dönüşmeden somut olarak uygulanamaz.
Model, belirli bir gerçekliği temsil eden yapıdır. İçinde yaşadığımız evrende fiziksel modeller kadar düşünsel modellerimiz de vardır. Bu nedenle modeller, şematik olarak görselleştirilebildiği gibi sözel açıklamalarla da betimlenebilir. Araştırma modelleri de bu özellikleri taşır. Her araştırma modeli, belirli paradigmalarla beslenir ve uygulamada onları temsil eder.
Desen ise işlevsel uygulamalar için kullanıcı ile ürün arasındaki etkileşimi yapılandıran somutlaştırılmış bir durum, etkinlik ya da süreçtir. Günlük yaşamda özellikle sanat ve mühendislik alanlarında desenler sıkça kullanılmaktadır. Bilimsel araştırmalarda desen, kullanılan modelin hangi türünün tercih edildiğini gösteren bir işleve sahiptir. Bu nedenle hiçbir araştırma deseni, parçası olduğu modelden ayrı düşünülemez. Demek oluyor ki bilimsel paradigmadan araştırma modeli, modelden de uygulama deseni doğmaktadır. Bilimsel araştırmalarda paradigma; bilimin ne olduğu ve nasıl yapılması gerektiği konusunda bir bakış açısı sağladığı için, model paradigmayı, desen de modeli somutlaştırmaktadır. Böylece paradigma değişirse, bunun modellere ve desenlere yansıması da kaçınılmazdır. Nitekim bilim dünyasında zamanla paradigma değişimleri yaşanmaktadır. Özellikle sosyal bilimlerde, araştırmalarda kullanılan modellerde sürekli değişimler gözlenmektedir (Şimşek vd., 2012, ss. 82–84).
Nicel Paradigma
Nicel araştırmalar temelde pozitivizme dayanır. Pozitivizm, Saint-Simon ve Auguste Comte tarafından ortaya atılmış bir düşünce yapısı olup bilginin görgül yolla elde edilmesine dayanır. Bu nedenle olguculuk olarak da adlandırılır. Çünkü bu anlayış, bilimsel bilgiyi yalnızca gözleme ve deneyime dayalı bilgi olarak kabul eder; bunun dışındaki bilgi türlerini reddeder.
Bilimsel araştırmalarda verilerin toplanması sürecine atfedilen önem ve verilerin geçerli-güvenilir olması koşulu, bilginin bilimselliğine verilen değerden kaynaklanmaktadır. Pozitivizmin özünde şu anlayış vardır: Bilimsel bilgi, içeriklerin niceliğe dönüştürüldüğü, ampirik çeşitliliğin yerini akılcı birliğin aldığı, varlıkların yerine ilişkilerin konulduğu bir bilgi türüdür. Bilim ilerledikçe, insan algısına ve dolaysız gözlemlere dayanan kaba olgulardan ve öznellikten uzaklaşılır; ilişkiler kavranır, örüntüler kurulur ve kuramlar geliştirilir. Böylece birbirini doğrulayan kuramlar nesnel bilgi kümesi olarak kabul edilir (Şimşek vd., 2012, ss. 85–86).
Nicel araştırmanın temel varsayımları şunlardır: Gerçek tek ve kesindir. Gerçek, bireyin dışında ve ondan bağımsızdır. Araştırma nesneldir, görgüldür ve tümdengelimci bir yaklaşım benimser. Nicel araştırma indirgemecidir ve “ne kadar, ne ölçüde, ne sıklıkla” gibi sorulara yanıt arar. Amacı evren hakkında betimlemeler yapmak, genellemelere ulaşmak ve geleceğe ilişkin kestirimlerde bulunmaktır.
Nicel araştırmada yöntem büyük önem taşır. Kapsamlı bir alan yazın taraması gerektirir. Araştırma problemi net biçimde tanımlanmalıdır. Pek çok değişkenin kontrolü mümkün olmadığından varsayımlar yapılır. Büyük örneklem, evreni temsil gücü ve yansız örneklem tercih edilir. Veriler genellikle sayısaldır ve çözümlemede istatistiksel yöntemler kullanılır. Sonuçlar çoğu zaman kesinlik taşıyan ifadelerle sunulur ve formal bir dil benimsenir. Gözlenebilir davranışlar ön plandadır; davranışlar düzenli, tutarlı ve yordanabilir kabul edilir (Şimşek vd., 2012, s. 102).
Nitel Paradigma
Nitel araştırmanın özünde, pozitivizmin eleştirisini temel alan çeşitli görüşler yer alır. Bunlar genel olarak post-pozitivizm başlığı altında toplanabilir. Post-pozitivizm; eleştirel yaklaşım, yapısalcılık, oluşturmacılık, postmodernizm, feminizm ve Marksizm gibi kuramlarla ilişkilidir. Aslında bu yaklaşım, sosyal bilimlerdeki olguların doğa bilimlerindeki anlayışla sorgulanmasına yöneltilmiş bir eleştiridir. Pozitivizmin var olan sorunlara tam çözüm getiremediği, hatta kimi zaman sorunun kaynağını oluşturduğu ileri sürülmektedir.
Kuhn, paradigma değişimi kavramıyla, pozitivist paradigmanın yetersiz kaldığı durumlarda karşıt bir paradigmanın ortaya çıkabileceğini söylemiştir. Lakatos, bilimin tek bir yöntemle yapılamayacağını savunmuş; Feyerabend ise Batı-merkezli bilim anlayışının paradigmayı bir ideolojiye dönüştürdüğünü ve bunun iktidarla ilişkili olduğunu ileri sürmüştür (Şimşek vd., 2012, s. 86).
Nitel araştırmanın temel varsayımları ise şöyledir: Gerçek göreli olabilir ve birden çok doğru mümkündür. Gerçeklik, bireyin katılımıyla oluşur. Nitel araştırmalar özneldir, doğal ortamda gerçekleştirilir ve tümevarımcı bir yaklaşımı benimser. Bütün, parçaların toplamından ibaret değildir. Nitel araştırmalar “niçin” ve “nasıl” sorularına yanıt arar. Araştırmada değişkenlerin kontrolü yerine, bağlamsal açıklamalar önemlidir.
Nitel araştırmalarda amaçlı örneklem kullanılır. Veri toplamada belgeler, sözcükler ve görüntülerden yararlanılır. Belge incelemesi, içerik çözümlemesi, örnek olay çalışması ve söylem çözümlemesi gibi yöntemler kullanılabilir. Geçerlilik ve güvenirlik anlayışı nicel araştırmadan farklıdır. İnformal bir dil söz konusudur ve anlam ön plandadır. İnsan davranışları, içinde bulundukları bağlam, kültür ve değer sistemine göre değişebilir (Şimşek vd., 2012, s. 102).
Başlıca Bilimsel Paradigmaları Karşılaştırmak
Araştırmalarda kullanılan biçimiyle üç temel bilim paradigmasından söz edilebilir: nicel, nitel ve karma paradigma. Nicel paradigma, gerçekliğin araştırmadan bağımsız ve yansız biçimde araştırılabileceğini savunur. Nitel paradigma ise özellikle toplumsal gerçekliğin fiziksel gerçeklik gibi araştırılamayacağını, fenomenolojik bir bakış açısıyla ele alınması gerektiğini ve araştırmacının duygu, düşünce, gözlem ve izlenimlerinin de veri kaynağı olabileceğini kabul eder. Karma paradigma ise nicel ve nitel yöntemlerin aynı araştırma içinde birbirini güçlendirecek biçimde kullanılmasının gerçeği daha sağlıklı açıklayabileceğini savunur (Şimşek vd., 2012, s. 102).
Araştırmada Tarama ve Deneme Modelleri
Tarama modelleri, var olan durumu araştırıp açıklamayı amaçlar. Günümüzdeki ya da geçmişteki verilerin gözden geçirilmesi mantığına dayanır. Tarama modelleri, genel tarama modelleri ve örnek olay tarama modelleri olarak ikiye ayrılır. Genel tarama modelleri, örnekleme yoluyla evren hakkında kestirimlerde bulunmayı ve genellemelere ulaşmayı amaçlar. Tekil tarama ve ilişkisel tarama modeli bu kapsamdadır. Örnek olay tarama modelleri ise belirli bir olguya ilişkin ayrıntılı betimleme yapmayı amaçlar ve hem nicel hem de nitel araştırmalarda kullanılabilir.
Deneme modellerinde bağımsız değişken manipüle edilerek neden-sonuç ilişkisi kontrollü ortamlarda araştırılır. Deneme modelleri; deneme öncesi modeller, gerçek deneme modelleri ve yarı deneme modelleri olarak üç grupta incelenir. Deneme öncesi modeller, deneysel koşullar tam anlamıyla sağlanmadan nedensellik ilişkisini sorgular. Gerçek deneme modellerinde gruplar yansız olarak oluşturulur. Yarı deneme modellerinde ise gruplar yansız biçimde oluşturulamaz ya da deney ortamı tam kontrol edilemez (Şimşek vd., 2012, s. 103).
Nitel Araştırma Modelleri
Nitel araştırmalarda kullanılan başlıca modeller; örnek olay incelemeleri, alan çalışmaları, fenomenolojik çözümleme, etnografik inceleme, tarihsel araştırmalar, dayanaklı kuram ve eylem araştırmasıdır. Fenomenolojik modelde amaç; algı, duygu ve yaşantılar üzerinden özün anlaşılmasıdır. Etnografik model, bireyin davranışlarını ait olduğu sosyal ortam içinde incelemeyi hedefler. Tarihsel araştırmalar, geçmişteki olayların incelenmesi ya da bu olayların bugüne etkisinin araştırılması amacıyla kullanılır. Dayanaklı kuram yaklaşımında, araştırmacı topladığı verilerden kuram geliştirir. Eylem araştırması ise katılımcıların kendi uygulamalarını değerlendirdikleri ve değiştirmeye çalıştıkları iş birliğine dayalı bir araştırma biçimidir (Şimşek vd., 2012, s. 103).
Karma Araştırma Modelleri
Karma model, nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin birbirini güçlendirecek biçimde aynı araştırmada kullanılmasına dayanır. Burada temel düşünce, bu iki yöntemin birbirinin eksik yönlerini tamamlamasıdır. İki temel biçimi vardır. Çok yöntemli karma modellerde araştırmanın bir aşamasında nicel, başka bir aşamasında nitel yöntem kullanılır. Karma modelli araştırmada ise belirli bir aşamada her iki yöntem birlikte kullanılır. Özellikle sosyal bilimler araştırmalarında bu yaklaşım önemli bir esneklik sağlar (Şimşek vd., 2012, s. 103).
AYŞE AYGÜN /2022
KAYNAKÇA
Aykut, A. (2018). Estetik paradigmalar ışığında sanat ve eğitimi. Pegem Akademi.
Şimşek, M., Doğanay, A., Ataizi, A., Salı, J. B. & Akbulut, Y. (2012). Araştırma modelleri. İçinde A. Şimşek (Ed.), Sosyal bilimlerde araştırma yöntemleri (ss. 81–103). Anadolu Üniversitesi.
