Birleşmeyen birliklerin beraberliğinde, bir umudun bin perdede sahnelendiği bu sonsuz prova…
Bilgiler ketum…
Bilgelikler, sükûnetin derin okyanuslarından, zamansız zamanın açılımlarında gizli bir hazine…
Kiminde geç kalınmış, kiminde erken zamanların kaosunda boğuşan iki aç köpek gibi saldırgan, tutarsız, korkak arayışların; cesur cesaretlerinde, zihnin kalbiyle savaşında olgunlaşan ruhsal bir yol, önümüzde duran bu zaman…
Gelene “git” diyemeyen, gidene yol veremeyen içsel direniş…
Kendini bulma yolunda kendinden vazgeçiş…
Sandığını bildiğinin her sanrının yanılsamalarında, yoksunluğunu çektiğin her yokluğun sınavında sınanırken; uğradığın her durakta olgunlaşan ruhunun yolculukları, yol üzerinde yolcularını indirip bindirirken, dolduramadığın boşlukların sana kendine dönmeyi öğretiyor…
Neyi aradığını sorgulatıyor, neyi bulamadığını yokluk vurguları…
Hangimiz hazır, hazırlıksız yakalandığımız içsel depremler sonrasındaki kış güneşine?
Yok olmadan var olmayan insanın, var olmak için sunulan savaşında hangimiz yüreğini koyuyor ortaya, derin uyanışlar için?
Bilinmezlikleri bilme yolunda hangimiz bilgelikle eğiliyor, dik duruşların sinsi tuzaklarına düşmeden?
Biz miyiz bizi var eden…
Siz misiniz bizdeki gizi gösteren…
Ayşe Aygün U-M-2026-M7
