Varlığın doğa ile kurduğu ilişki, yalnızca hayatta kalma dürtüsü üzerinden değerlendirilemeyecek ölçüde katmanlı ve varoluşsal bir anlam taşımaktadır. İnsan, varoluşundan itibaren yalnızca dışsal tehditlerle değil; kendi sınırlılığının bilinciyle ve bilinmeyenle kurduğu ilişkinin yarattığı ontolojik kaygıyla da yüzleşmektedir. Bu kırılma noktası, insanı varlığından kaçmaya değil; aksine içsel bir güç alanı kurmaya yönelten temel bir eşik oluşturmaktadır. İnsan, tarih boyunca bu kırılma alanını simgeler aracılığıyla anlamlandırmaya çalışmıştır. Mağara duvarlarına, taş yüzeylere ya da toprağa kazınan ilk işaretler yalnızca estetik bir üretim değil; varoluşsal kaygının, korunma ihtiyacının ve kolektif ...
Haber, duyuru ve kampanyalarımızdan e-mail ve SMS ile haberdar olmak isterseniz aşağıdaki ilgili alanlara e-posta adresinizi ve gsm numaranızı ekleyerek kaydolabilirsiniz.